Sönmezler Fırın
Sönmezler Fırın

Hakan Eroğlu'nun Kaleminden

Gündem (Web Sitesi) - Web Sitesi | 29.03.2025 - 01:10, Güncelleme: 29.03.2025 - 01:11
 

Hakan Eroğlu'nun Kaleminden

Hakan Eroğlu'nun Kaleminden, Türkiye Cumhurbaşkanını seçiyor.
28 Mayıs 2023 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimini Sn. Recep Tayyip Erdoğan kazanmıştı. Millet ittifakının adayı olarak seçime giren Sn. Kemal Kılıçdaroğlu ise yüksek oranda oy almasına rağmen çok az bir farkla seçimi kaybetmişti. Bu sonuç aynı zamanda CHP Genel Başkanı olan Sn. Kemal Kılıçdaroğlu’ nun siyasi geleceğinin sorgulanmasına sebebiyet vermiş ve birçok iddia gündeme taşınmıştı. Akabinde dönemin İYİ Parti Genel Başkanı Sn. Meral Akşener masadan kalkmış ve tarafların birbirlerine çok ağır ithamlarda bulunmasına rağmen belli bir süre sonra İYİ Parti tekrar masada yerini almıştı. Ama masanın derin bir yara aldığı gerçekti. Masa dışındaki farklı parti temsilcileriyle gizli bir şekilde makam pazarlığı yapılmış olması, oy oranları % 0-1 arası olan partilerin biz istediğimizi aldık bundan sonrası ne olursa olsun tavırları aslında masada samimiyet olmadığı düşüncesini akıllara getiriyordu. Bu gelişmeler devam ederken gündemde olan CHP kurultayında yıkılamaz denilen Sn. Kemal Kılıçdaroğlu seçimi 276 oy farkla Sn. Özgür Özel’ e kaybediyordu. Sn. Özgür Özel yaptığı konuşmalarıyla, söylemleriyle siyasette daha barışçıl, iyimser bir hava esmesi için gayret edeceğini söylüyor 31 Mart 2024 yılında yapılan yerel seçimlerde izlediği politikalar sayesinde çok uzun yıllar sonra CHP’ nin 1. parti olmasına vesile oluyor ve büyük bir başarıya imza atıyordu. Ekonominin ciddi anlamda kötü olması, memurun, çiftçinin, emeklinin yani vatandaşın her kesiminin enflasyon karşısında ezilmesi, iktidarda bulunan çoğu kişinin güç zehirlenmesi yaşararak kendilerini herkesin üzerinde görmesinin de bu sonuçlara etkisinin olduğu da bir gerçek olarak kabul edilmelidir. Ankara’da Sn. Mansur Yavaş seçimi neredeyse %30’luk bir farkla kazanmıştı. İstanbul’da ise her dönem hemen hemen %9-10 oy oranına sahip olan Dem partinin nasıl bir yol izleyeceği merak ediliyordu. Sonuçta Dem partinin %2 oy aldığı seçimi Sn. Ekrem İmamoğlu %10’luk bir farkla üçüncü kez kazanıyordu. Birçok büyük ili kazanan CHP’ de, anket şirketlerinde ve iktidarı sarsmak isteyen bazı kesimlerde hedef bir sonraki Cumhurbaşkanlığı seçimi idi. CHP için her şey yolunda gidiyordu. Ankara demek, İstanbul demek Türkiye demekti ve bu illerin bütçeleri çok fazlaydı. Seçim öncesi verilen sözler, yapılan anlaşmalar muhakkak vardı ve herkes pastadan payını almak istiyordu. Tabi yetki, mühürü eline alandaydı. Süreç içerisinde bazı anlaşmazlıkların medyaya yansıması, DEM partisinin “o koltuklarda bizim sayemizde oturuyorsunuz” sözlerini akıllara getirmişti. Bu tarz haberler devam ededursun Sn. Meral Akşener’in, Sn. Recep Tayyip Erdoğan’la bir araya gelip fotoğraf paylaşması siyasette bir deprem etkisi yaratmıştı. İYİ partiye gönül verenler kandırılmışız, yazık oldu emeklerimize diye hayıflanırken ikinci bir deprem; Sn. Meral Akşener’in “Seçilmesine vesile olduk, kocaman hırsız çıktılar” sözleriyle yaşanmıştı. Kimi, neyi kastediyordu Sn. Akşener, merak konusu olmuştu. Tüm bu gelişmeler yaşanırken bir taraftan da CHP’ nin Cumhurbaşkanı adayı kim olacak sorusu soruluyor, yapılan anketlerde Sn. Mansur yavaş ve Sn. Ekrem İmamoğlu birbirine yakın oy oranlarıyla önde geliyordu. Vatandaş nezdinde aralarında görünen tek fark; ikisinin de aday olmak istemesine rağmen ki bu çok normaldir, Sn. Mansur Yavaş’ın önceliğinin Ankara, Sn. Ekrem İmamoğlu’nun ise önceliğinin Cumhurbaşkanlığı olması görülüyordu. Türkiye, yaşanılan tecrübelere bakınca her an her şey olabilecek bir potansiyele sahipti.  Tamda bu sırada hani “sıkıntı, sorun, problem içerden olunca kapı kilit tutmaz oğul” diye bir söz vardır ya bu sözü aratmayacak şekilde CHP içinden para kuleleri görüntüleri basına sızdırılmış, bir çok CHP’ li yolsuzluk şikâyetlerini gündeme getirmiş ve kurultayda yıkılamaz denilen Sn. Kemal Kılıçdaroğlu’ nun kaybettiği kongrede delegelerin rüşvet karşılığı oylarının satın alındığı iddiaları yine CHP’ lilerin söylemiyle basında yer almış ve her şeyin yolunda gittiği partide işler bir anda karışmıştı. Basın, medya bu haberlerle çalkanırken CHP’de gündem Cumhurbaşkanı adayını seçimlere 3 yıl olmasına rağmen belirlemek, bir an önce çalışmalara başlamak için yapılacak ön seçim olmuştu. Görünen en güçlü adaylardan biri olan Sn. Mansur Yavaş; CHP'nin gündeminin ülkedeki yoksulluk, açlık olması gerektiğini "Bizim gündemimiz açlık ve yoksulluk olmalı, insanlar perişan. İktidarı biz ancak bu gündemle devirebiliriz. Bu konuda çalışma yapıp halka bozulan ekonomiyi düzeltebileceğimiz konusunda güven vermeli ve önceliğimiz bu olmalı" diyerek ifade ediyor, yapılan ön seçime katılmayacağını dile getiriyor ve vatandaş nezdinde bu düşünce değer görüyordu. Tabi bu Sn. Yavaş’ın düşüncesiydi ve Sn. Özel’ e göre ön seçim yapılmalı, tek aday olan Sn. İmamoğlu demokratik bir şekilde seçilerek aday ilan edilmeliydi.  Bu sırada Sn. İmamoğlu il il ziyaretler yapmaya başlamış ve popüler tavırlarıyla halkı etkilemeye başlamıştı ki; bu sefer de ülke kumpas, kara para aklama, yolsuzluk, teröre destek gibi söylemlerle Sn. İmamoğlu’nunda içinde olduğu gözaltı kararlarıyla sarsıldı. Bir anda ortalık alev almış, borsa dibe vurmuş, dolar altın tarihi seviyelere gelmiş zaten bozuk olan ekonomi iyiden iyiye kötüye gitmeye başlamış aslında olan vatandaşa olmuştu. İddialar ise yenilir yutulur gibi değildi. İş adamlarını tehdit, gölge şirketlerle ihale alma, seçimlerde İstanbul kazanılsın diye terör örgütüne verilen destek sözü ve bahsedilen 560 milyar lira… Ama bunlar sadece iddiaydı ve ortada şu an bir suçlu yoktu. Gerçek eninde sonunda ortaya çıkacak; iddialar doğru ise gereken cezalar verilecek değilse halk tüm gerçeği görecekti. Ama hal böyleyken, vatandaşa itidal çağrısı yapılması gerekirken, sokak çağrısı yapılması, akabinde barikatların yıkılması, değişik sloganlarla polise asit atılması, insanda ülke yine mi iç karışıklığa çekilmek isteniyor düşüncesini akıllara getiriyordu. Hele bu sırada CHP’li bir vekilin sağlık problemleri yaşayan MHP Lideri için söylediği çirkin sözler bu tavrı destekler nitelikteydi. Gösteriler sırasında yüzünü kapatarak özellikle kameralara karşı bozkurt işareti yapan provokatörlerin ve şer odaklarının işin içinde olduğunun kanıtıydı. Ama sokakların çözüm olmadığını gerek 80’lerde kardeş kardeşe kurşun atarken, gerek gezi olaylarında, gerek 15 Temmuz hain darbe girişiminde acı bir şekilde yaşamıştı bu ülke. Ayrıca bozkurt işareti yapan provokatörlerin oyununa Türk milliyetçilerinin gelmeyeceği bilinmeliydi ki devlet söz konusu olunca Türk Milliyetçileri duracağı yeri, ağzından çıkan sözleri, yazılara dökülen söylemleri çok iyi tartabilecek seviyedeydi. Aslında iyi bir ivme yakalamış CHP’nin sakin olması, itidalli olunması söyleminde bulunması, adalet vurgusunu her şeye rağmen dile getirmesi yapılacak en doğru şeydi. Ama birileri güzel ülkemde kaos olmaksızın yaşanmamalıymış gibi tüm kesimleri provoake etmeyi başarıyordu. Ancak Türk milletinin ferasetinin, sağduyusunun, 1000 yıllık kardeşliğinin, gerekirse tüm yüreklerin toplu atacağının farkına hiçbir zaman varamayan beyinler bunu bir kez daha tecrübe etme niyetindeydi. Umarım gerçekler en kısa sürede ortaya çıkar ve bu kötü süreç bir şekilde biter. Yoksa filler tepişirken yine olan çimenlere olmaya devam edecektir.   HAKAN EROĞLU
Hakan Eroğlu'nun Kaleminden, Türkiye Cumhurbaşkanını seçiyor.

28 Mayıs 2023 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimini Sn. Recep Tayyip Erdoğan kazanmıştı. Millet ittifakının adayı olarak seçime giren Sn. Kemal Kılıçdaroğlu ise yüksek oranda oy almasına rağmen çok az bir farkla seçimi kaybetmişti. Bu sonuç aynı zamanda CHP Genel Başkanı olan Sn. Kemal Kılıçdaroğlu’ nun siyasi geleceğinin sorgulanmasına sebebiyet vermiş ve birçok iddia gündeme taşınmıştı. Akabinde dönemin İYİ Parti Genel Başkanı Sn. Meral Akşener masadan kalkmış ve tarafların birbirlerine çok ağır ithamlarda bulunmasına rağmen belli bir süre sonra İYİ Parti tekrar masada yerini almıştı. Ama masanın derin bir yara aldığı gerçekti. Masa dışındaki farklı parti temsilcileriyle gizli bir şekilde makam pazarlığı yapılmış olması, oy oranları % 0-1 arası olan partilerin biz istediğimizi aldık bundan sonrası ne olursa olsun tavırları aslında masada samimiyet olmadığı düşüncesini akıllara getiriyordu. Bu gelişmeler devam ederken gündemde olan CHP kurultayında yıkılamaz denilen Sn. Kemal Kılıçdaroğlu seçimi 276 oy farkla Sn. Özgür Özel’ e kaybediyordu. Sn. Özgür Özel yaptığı konuşmalarıyla, söylemleriyle siyasette daha barışçıl, iyimser bir hava esmesi için gayret edeceğini söylüyor 31 Mart 2024 yılında yapılan yerel seçimlerde izlediği politikalar sayesinde çok uzun yıllar sonra CHP’ nin 1. parti olmasına vesile oluyor ve büyük bir başarıya imza atıyordu. Ekonominin ciddi anlamda kötü olması, memurun, çiftçinin, emeklinin yani vatandaşın her kesiminin enflasyon karşısında ezilmesi, iktidarda bulunan çoğu kişinin güç zehirlenmesi yaşararak kendilerini herkesin üzerinde görmesinin de bu sonuçlara etkisinin olduğu da bir gerçek olarak kabul edilmelidir.

Ankara’da Sn. Mansur Yavaş seçimi neredeyse %30’luk bir farkla kazanmıştı. İstanbul’da ise her dönem hemen hemen %9-10 oy oranına sahip olan Dem partinin nasıl bir yol izleyeceği merak ediliyordu. Sonuçta Dem partinin %2 oy aldığı seçimi Sn. Ekrem İmamoğlu %10’luk bir farkla üçüncü kez kazanıyordu. Birçok büyük ili kazanan CHP’ de, anket şirketlerinde ve iktidarı sarsmak isteyen bazı kesimlerde hedef bir sonraki Cumhurbaşkanlığı seçimi idi. CHP için her şey yolunda gidiyordu. Ankara demek, İstanbul demek Türkiye demekti ve bu illerin bütçeleri çok fazlaydı. Seçim öncesi verilen sözler, yapılan anlaşmalar muhakkak vardı ve herkes pastadan payını almak istiyordu. Tabi yetki, mühürü eline alandaydı. Süreç içerisinde bazı anlaşmazlıkların medyaya yansıması, DEM partisinin “o koltuklarda bizim sayemizde oturuyorsunuz” sözlerini akıllara getirmişti.

Bu tarz haberler devam ededursun Sn. Meral Akşener’in, Sn. Recep Tayyip Erdoğan’la bir araya gelip fotoğraf paylaşması siyasette bir deprem etkisi yaratmıştı. İYİ partiye gönül verenler kandırılmışız, yazık oldu emeklerimize diye hayıflanırken ikinci bir deprem; Sn. Meral Akşener’in “Seçilmesine vesile olduk, kocaman hırsız çıktılar” sözleriyle yaşanmıştı. Kimi, neyi kastediyordu Sn. Akşener, merak konusu olmuştu. Tüm bu gelişmeler yaşanırken bir taraftan da CHP’ nin Cumhurbaşkanı adayı kim olacak sorusu soruluyor, yapılan anketlerde Sn. Mansur yavaş ve Sn. Ekrem İmamoğlu birbirine yakın oy oranlarıyla önde geliyordu. Vatandaş nezdinde aralarında görünen tek fark; ikisinin de aday olmak istemesine rağmen ki bu çok normaldir, Sn. Mansur Yavaş’ın önceliğinin Ankara, Sn. Ekrem İmamoğlu’nun ise önceliğinin Cumhurbaşkanlığı olması görülüyordu. Türkiye, yaşanılan tecrübelere bakınca her an her şey olabilecek bir potansiyele sahipti.

 Tamda bu sırada hani “sıkıntı, sorun, problem içerden olunca kapı kilit tutmaz oğul” diye bir söz vardır ya bu sözü aratmayacak şekilde CHP içinden para kuleleri görüntüleri basına sızdırılmış, bir çok CHP’ li yolsuzluk şikâyetlerini gündeme getirmiş ve kurultayda yıkılamaz denilen Sn. Kemal Kılıçdaroğlu’ nun kaybettiği kongrede delegelerin rüşvet karşılığı oylarının satın alındığı iddiaları yine CHP’ lilerin söylemiyle basında yer almış ve her şeyin yolunda gittiği partide işler bir anda karışmıştı. Basın, medya bu haberlerle çalkanırken CHP’de gündem Cumhurbaşkanı adayını seçimlere 3 yıl olmasına rağmen belirlemek, bir an önce çalışmalara başlamak için yapılacak ön seçim olmuştu. Görünen en güçlü adaylardan biri olan Sn. Mansur Yavaş; CHP'nin gündeminin ülkedeki yoksulluk, açlık olması gerektiğini "Bizim gündemimiz açlık ve yoksulluk olmalı, insanlar perişan. İktidarı biz ancak bu gündemle devirebiliriz. Bu konuda çalışma yapıp halka bozulan ekonomiyi düzeltebileceğimiz konusunda güven vermeli ve önceliğimiz bu olmalı" diyerek ifade ediyor, yapılan ön seçime katılmayacağını dile getiriyor ve vatandaş nezdinde bu düşünce değer görüyordu. Tabi bu Sn. Yavaş’ın düşüncesiydi ve Sn. Özel’ e göre ön seçim yapılmalı, tek aday olan Sn. İmamoğlu demokratik bir şekilde seçilerek aday ilan edilmeliydi.

 Bu sırada Sn. İmamoğlu il il ziyaretler yapmaya başlamış ve popüler tavırlarıyla halkı etkilemeye başlamıştı ki; bu sefer de ülke kumpas, kara para aklama, yolsuzluk, teröre destek gibi söylemlerle Sn. İmamoğlu’nunda içinde olduğu gözaltı kararlarıyla sarsıldı. Bir anda ortalık alev almış, borsa dibe vurmuş, dolar altın tarihi seviyelere gelmiş zaten bozuk olan ekonomi iyiden iyiye kötüye gitmeye başlamış aslında olan vatandaşa olmuştu. İddialar ise yenilir yutulur gibi değildi. İş adamlarını tehdit, gölge şirketlerle ihale alma, seçimlerde İstanbul kazanılsın diye terör örgütüne verilen destek sözü ve bahsedilen 560 milyar lira… Ama bunlar sadece iddiaydı ve ortada şu an bir suçlu yoktu. Gerçek eninde sonunda ortaya çıkacak; iddialar doğru ise gereken cezalar verilecek değilse halk tüm gerçeği görecekti. Ama hal böyleyken, vatandaşa itidal çağrısı yapılması gerekirken, sokak çağrısı yapılması, akabinde barikatların yıkılması, değişik sloganlarla polise asit atılması, insanda ülke yine mi iç karışıklığa çekilmek isteniyor düşüncesini akıllara getiriyordu. Hele bu sırada CHP’li bir vekilin sağlık problemleri yaşayan MHP Lideri için söylediği çirkin sözler bu tavrı destekler nitelikteydi. Gösteriler sırasında yüzünü kapatarak özellikle kameralara karşı bozkurt işareti yapan provokatörlerin ve şer odaklarının işin içinde olduğunun kanıtıydı. Ama sokakların çözüm olmadığını gerek 80’lerde kardeş kardeşe kurşun atarken, gerek gezi olaylarında, gerek 15 Temmuz hain darbe girişiminde acı bir şekilde yaşamıştı bu ülke. Ayrıca bozkurt işareti yapan provokatörlerin oyununa Türk milliyetçilerinin gelmeyeceği bilinmeliydi ki devlet söz konusu olunca Türk Milliyetçileri duracağı yeri, ağzından çıkan sözleri, yazılara dökülen söylemleri çok iyi tartabilecek seviyedeydi. Aslında iyi bir ivme yakalamış CHP’nin sakin olması, itidalli olunması söyleminde bulunması, adalet vurgusunu her şeye rağmen dile getirmesi yapılacak en doğru şeydi. Ama birileri güzel ülkemde kaos olmaksızın yaşanmamalıymış gibi tüm kesimleri provoake etmeyi başarıyordu. Ancak Türk milletinin ferasetinin, sağduyusunun, 1000 yıllık kardeşliğinin, gerekirse tüm yüreklerin toplu atacağının farkına hiçbir zaman varamayan beyinler bunu bir kez daha tecrübe etme niyetindeydi. Umarım gerçekler en kısa sürede ortaya çıkar ve bu kötü süreç bir şekilde biter. Yoksa filler tepişirken yine olan çimenlere olmaya devam edecektir.

 

HAKAN EROĞLU

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve bafrahaberi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.